2 Eylül 2014 Salı

KABAK ÇİÇEĞİ GİBİ AÇILMAK

Kabak Çiçeği Gibi açılmak.

Langa, yakın tarihe kadar sebze bahçeleriyle meşhurdu. En iyi hıyar Langa’da, en iyi göbekli marul Yedikule’de yetiştirilirdi. Tabii arada kabak, yeşil soğan, maydonoz, dere otu falan da çeşit olsun diye aralara serpiştirilirdi. Böyle olunca da bu sebzecilik diliyle yapılan benzetmeler de argo sözlüklerimize girmiştir. Kaba ve özensiz davranan kişilere “Ne o lan, Langa hıyarı gibi…” pantolonunun arkası eskimekten tül gibi olmuş birinin poposuna bakıp “ Ne o be, kış kabağı gibi çıkmış…” diye takılınır, her lafa atlayana da “her lafa maydonoz olma be kardeşim”, “Sarmısağı gelin etmişler kırk gün kokusu çıkmamış” gibi bol sebzeli benzetmeler türetilirdi.
Şükûfe 17 yaşında 55 yaşındaki biriyle evlendirilir. Şükûfe güzel kızdır Allah için, Tüm mahalle sonucu merakla beklemektedir. Beklenen olmaz ve Şükûfenin evliliği normal ve düzgün gider. Üstelik günün modası çarşafıyla dolaşırken de kimseyle göz teması kurmaz. Mahallelinin dikkati artık dağılmış gelecek için yazılan senaryolar tavsamıştır.
Bir gece bir vaveyla yükselir. Yataklarından fırlayan mahalleli Şükûfenin feryatlarına koşarlar. Zavallının kocası vefat etmiştir. Sela verilir, imam gerekenleri yapar ve cenaze defnedilir. Aradan tam yedi gün geçer. O gece dua okunur ve herkes evine çekilir.
Sabah saatlerinde kahve halkı yavaş yavaş pişpirik, domino ve papaskaçtı oynarken yukardan sapsarı bir ipekli kadife giymiş olan Şükûfe salınarak gelir ve kahvenin önünden edalı bir şekilde geçer.  Tüm gözler faltaşı gibi açılmıştır. Bahçıvan koca Mestan’ın sesi duyulur.  “Te be more bizim Şükûfe kabak çiçeği gibi açılmıştır be   diye davudi sesiyle benzetmeyi patlatır.
İşte o gün bu gündür. Kabak çiçeği gibi açılmak cümlesi bu gibi durumlarda akla gelen cümledir.