4 Ekim 2016 Salı

LİBYA-TÜRKİYE BENZERLİĞİ

LİBYA- TÜRKİYE BENZERLİĞİ
Libya halkı sömürgeci İtalyanlarla amansız bir savaş vermişlerdi. Uzun asırlar boyunca Roma imparatorluğunun toprakları olan Kuzey Afrika Romanın tahıl ambarlığı yaptığı dönemlerde önemli bir ticaret ve yerleşim yeri olarak da işlev gördü. Merkezi bu günkü Tripoli olan üç büyük Roma kenti buradaydı. (Tripoli, Leptis Magna ve Sabrata) Hatta Septimus Severius ilk Afrika kökenli Roma imparatoruydu. Onun zamanında bu şehirler en parlak dönemlerini yaşadılar.
Sonradan bu topraklar Vandalların, Emevi ve Abbasilerin, Bizans’ın, Memlukluların ve son olarak da Osmanlıların eline geçti. 3.5 asır kadar Osmanlı eyaleti olarak kalan bu günkü Fas, Tunus, Cezayir ve Libya 1900 lü yıllarda Cezayir ve Tunus, Fransızların, Libya İtalyanların sömürgesi olarak el değiştirdi. Ancak bu el değiştirme her iki devlete de Kuzey Afrika halklarına da acıdan başka bir şey getirmedi. Avrupa devletlerinin gaddarca bu halkları ezmeye çalışması çok can kaybına ve büyük katliamlara neden oldu. Bu üç ülke de bağımsızlık savaşlarını Türk kurtuluş savaşından ilham alarak yaptılar. 1953 yılında Libya bağımsızlığına kavuşmuş görünse de perde arkasından İngiltere’nin yönettiği bir kraliyet olarak kurulmuştu. Libya’nın yeni bulunan petrolünü İngiltere varili 3.5 dolara satıyor ve bundan Libya’ya 30 cent pay veriyordu. Kral İdris’in bu duruma kayıtsız kalması Yüzbaşı Muammer Kaddafi liderliğindeki genç subayların Kral İdris’in Türkiye’yi ziyareti sırasında devirerek yönetime el konması ile yeni bir boyuta taşındı.
Kaddafi süratle petrolü ve diğer doğal kaynakları devletleştirdi. İtalyanları sınır dışı etti. Öyle ki İtalyan mezarlıklarını bile ülkeden çıkarttırdı. Libya hızla zenginleşmeye başlayarak borçsuz bir ülke haline geldi.
Kaddafi sağlığı, eğitimi, konut sahibi olmayı devletin görevi sayarak ücretsiz hale getirdi. Eğitim yapmak isteyen her kesin bu imkâna sahip olmasını sağladı. Vergileri yok seviyesine indirdi. Elektrik ve su yok denecek kadar düşük bir ücretlendirmeye tabi tutuldu. Buna karşılık hiçbir demokratik kurumun varlığına izin vermedi. Tutarsız ve zaman zaman zalim bir şekilde muhaliflerini ezdi. Libyalılık ve Afrikalılık bilincini yaratmaya çalıştıysa da kabile bilincini kırmayı başaramadı. Halkının bir bölümünün ilahı olurken bir bölümünü de düşman haline getirdi.
Sonunda 15 Şubat 2011 günü Arap Baharı Libya’nın da kapısına dayandı. İç savaş halen sürüyor. Ülke ekonomisi ve doğal kaynakları yabancıların eline geçti. 5 yıldır süren ve daha ne kadar süreceği bilinmeyen iç savaşın ardından tekrar bir kurtuluş savaşı yeni emperyalizme karşı verilecektir. Kaddafi ülkesine hizmetler yaptı kuşkusuz. Yolsuzluklar da yaptı ama yapması gereken en önemli şeyi yapamadı kin ve düşmanlığı ortadan kaldıramadı; aksine güçlenmesine yaptığı infazlarla neden oldu. Onu bir köpekmiş gibi öldürenlerin de yaptıklarını ödemiş olduklarından kuşku yok. Libya’nın başına gelenlerin asıl sebebi kuşku yok ki yabancıların iştahını kabartan, onları çıldırtan hırslarına alet olan Libyalılardır.
Türkiye’nin bizim bilmediğimiz onların bildiği nice değerli kaynakları var ve onlar bunu istiyorlar. Başımızdakilerin ektiği kin ve düşmanlık tohumları bakın nelere mal oluyordu. Yeni Libya olmamıza ramak kalmıştı. Umarım Libya örneği bize de iyi bir örnek olur.
Libya iç savaşını yaşayan biri olarak bunu yazmayı kendime hak saydım.