2 Ocak 2021 Cumartesi
vuralınyeri: AİLE İÇİ CİNSEL AYRIMCILIK VE ŞİDDET
CHP VE MİLLET İTTİFAKI AKIL VERENLERE KULAKLARINI TIKAMALI
CHP iyi yolda
CHP ye akıl veren çok. Bunların bir kısmı iktidar akiller.
“CHP şöyle yaparsa iktidar olabilir, böyle yaparsa olabilir” iyi canım öyle
yaparız.
Diğerleri de telaşla aklına her geleni Çözüm diye dayatmaya
çalışan CHP liler.
Oysa her şeyin bir zamanı ve ortamı var. Kemal Kılıçdaroğlu
bence bunu en iyi bilen ve uygulayan bir teknik adam.
CHP veya Millet ittifakının taraftarlarının en büyük hayal
kırıklığı KARARSIZLAR blokunun artmasına rağmen CHP nin oylarının artmaması
görülüyor. Oysa önemli olan AKP den ne kadar kopuş varsa o kadar iyi olmasıdır.
Eğer bir seçmen partisinden ayrılmışsa maksat bir şekilde hallolmuş demektir.
Orada biriken seçmen artık yeni bir yola girecek demektir. İşte bundan sonra
ikinci aşamaya girilecektir.
Bir parçadan kopan tekrar o parçanın ayrılmaz bir parçası
olamaz. İyi de neden şimdi CHP programını, neler yapacağını açıklamıyor ve oy
oranını arttırmıyor.
Bir futbol takımını düşünün. Yapacağı bir derbi maçının
kadrosunu, taktiğini ve diğer ayrıntıları 15 gün önceden açıklar mı? Veya sezon
başlamadan bir ay önce kondisyonunu en üst seviyeye taşır mı? İşte Kemal bey
iyi bir teknik direktör olduğunu bana göre bunları kafasının içinde tutarak
gerçekleştiriyor.
“Efendim, neden millet ittifakının Cumhurbaşkanı adayını
açıklamıyor.” “Efendim neden sosyal ve
ekonomik programını şimdiden açıklamıyor” vs, vs
Özellikle de Levent Gültekin bu konuda çok aceleci. O kadar
aceleci ki, insan kuşkulanmadan edemiyor. Kemal beyin ya da Millet ittifakının
elini erken açmasını sağlamaya çalışıyor diye düşünüyor insan. Böyle dostlar
varken düşmana ne gerek var. Muharrem İnce, Mustafa Sarıgül, Fikri Sağlar daha
kim bilir kimler vardır da benim haberim yoktur.
Millet İttifakının sabra, sükûnete ve seçim dönemine girene
kadar sır saklamaya ihtiyacı var. Bundan sonra asla seçim olmayacağını da
düşünüp ajandada buna engel olma planlarının da olması gerekir.
VİRÜSLERLE YATIP KALKMAK
Virüslere genel bakış.
Aylardır Corona virüsle boğuşuyor köşe kapmaca oynuyoruz.
Önemli olan Covit 19 ile yan yana gelmemek.
Tek bir temas bile bulaşmaya yeterli. Bunun da üç ayrı sonucu var.
1- Hasta olmadan
bulaştıran olabiliyorsunuz. (BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZ ÇOK GÜÇLÜ)
2- Hastalanıp şu veya bu şekilde, yani ayakta veya hastanede
iyileşebiliyorsunuz. (BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZ FENA DEĞİL)
3- Hastalanıp ölebiliyorsunuz. (BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ OLDUKÇA
ZAYIF)
İyi de virüs nedir, nasıl çoğalıyor ve nasıl hasta ediyor.
Virüslerle ilgili bu yazacaklarım benim anlayabildiğim bilgi
kırıntılarının tarafımdan birleştirilmesidir. Uzmanı olmadığım bir konuda ancak
bir halk adamı olarak anladıklarımdır.
Virüsler cansızdan canlıya geçen ilk biyolojik formdur.
Şartlar uygun olmadığında kristalleşerek sonsuza kadar cansız olarak
kalabildiğini ve şartlar uygun olduğunda tekrar faaliyete geçip canlandığını görüyoruz.
İlk keşfedilen virüs Tütün
Mozaik Virüsüdür. Ancak ışık mikroskopunda görülemeyecek kadar küçük olduğu
için şekli hakkında herhangi bir açıklama yapılamamıştır. 1936 yılında elektron
mikroskopunun keşfedilmesi ile görülebilmiştir. (İlginçliği tıpkı aya Neil Amstrongla Buzz Aldrin’i indiren ay
modülüne benzemesidir.)
Virüsler önce bir bakteriye veya canlı hücreye yapışır.
Hücre zarını delerek kendi DNA sını (RNA da olabilir. ) hücreye veya bakteriye enjekte
eder. Enjekte edilen bu gen parçası
hücrenin veya bakterinin içinde kendisini defalarca kopyalayarak (ortalama 200
defa) tek bir hücreden veya tek bir bakteriden 200 yeni virüs meydana getirir
ve hücre zarını yırtarak diğer hücrelere saldırıya geçer.
Bu bulaşımın tek iyi tarafı sadece belli bakterilere veya
belli bir organın hücrelerine saldırması, bulaşmasıdır. Ancak bu yine de onun
hastalık yapıcılığından veya öldürücülüğünden bir şey kaybetmesi demek
değildir.
Örneğin kuduz virüsü beyin hücrelerine, çocuk felci kas
hücrelerine, herpes virüsü (uçuk)cilt hücrelerine, Hepatit karaciğer hücrelerine ve Covit 19 ise
akciğerlere saldırmaktadır. Bazı hastalık yapan bakterilere de saldıran ve
tedavide de kullanılan bakterifaj denen virüsler bu bakterilerin yok
edilmesinde yarar sağlamaktadır.
Virüslerle mücadelenin, birlikte yaşadığımız süreçte ne
kadar zor olduğu ortadadır. Ancak bağışıklık sisteminin gücü en iyi hastalık
savardır. Mücadelede ise önce aşının sonra da hastalığı yenecek ilaçların
bulunması ile mümkün olacaktır.
Covit 19 virüsünün öldürücü olması doktorlarca (benim
anladığım kadarıyla) Ölen hücrelerin hızla kana karışması, alvool denen hava
keseciklerinin patlaması ve ölü hücre artıkları tarafından doldurulması,
ardından da kan damarlarında hızla plak oluşması ile kan akışının kalpte ve
damarlarda akamete uğraması sonucu ölüm meydana gelmektedir.
Virüsler, yayılmaları engellendiği zaman genetik şifresini
değiştirme yeteneği ile kendi kendine MUTASYON geçirmesi ile farklı bir virüs
haline gelmesi mümkündür. İşte benim anlayabildiklerim böyle. Yanlışlar benim, doğrular ise evrensel tıp biliminindir.
15 Ağustos 2020 Cumartesi
vuralınyeri: EVRENİN BÜYÜK YARILMASI
EVRENİN BÜYÜK YARILMASI
Çalışmalarım sırasında verdiğim aralarda belgesel izlemeye bayılıyorum. Gençliğimizde, öğrenim yıllarımızda meğer neleri ıskalamışız. Belgesel bir program izlerken kendimden geçerim. Kimi zaman jeolog olmadığıma, kimi zaman arkeolog olmadığıma, çoğunlukla da uzay bilimci olmadığıma esef ederim.
Öyle ya Urfada Oxford vardı da biz mi okumadık dediği gibi İbonun bu branşlar vardı da biz mi okumadık.
Bu belgesellerle halk tipi bazı bilgilere ulaşıyorsak da yine ister istemez insan bazı bağlantıları kurmadan edemiyor.3 Ağustos 2020 Pazartesi
AİLE İÇİ CİNSEL AYRIMCILIK VE ŞİDDET
TOLUMUMUZDA KADIN OLMAK
Feodal ve ataerkil toplumlarda erkek lehine cinsel ayrımcılık tarihsel bir olgudur. Bu olgunun etkileri toplum ne kadar refaha erse de kolay terkedilemeyen bir alışkanlıktır. Neredeyse genlere işlemiş bir kadın erkek farklılığı hep var olmuştur. Bunu besleyen dinsel baskı, toplumsal baskı ve sosyolojik ögelerdir.
Erkek adamın erkek oğlu olur,
Kızın var mı derdin var,
Önünden kadın veya köpek geçerse namaz bozulur,
Saçı uzun aklı kısa,
Erkek adamdır ne yapsa yeridir.
Gibi basmakalıp deyimler bu ayrımcılığı hep taze tutacak şekilde kullanılır. İslam öncesi Arap toplumlarında doğan kızların diri diri toprağa gömüldüğü anlatılır. Arap atının erkek tayı toprağa gömülürken dişi tay baş tacı edilirmiş şu ironiye bakar mısınız?
İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğuda uzun yıllar yaşamış bir insan olarak izlenimim yukarda anlattıklarım gibidir. Çok çocukluluğun ilk nedeni işgücü olsa da ikincil nedeni erkek çocuğu bulana kadar kadınların hamile bırakılmasıdır. Erkek doğuracağından umut kesilen eşlerin üstüne kuma getirilmesinin baş sebebi budur. Erkek çocuk veliaht, erkek çocuk koruma, erkek çocuk çatışmalar sırasında kullanılacak silah, erkek çocuk işgücüdür. Erkek çocuk sahibi olamayanlar, yukardaki deyimlerle aşağılanır. Onlar da kendilerini zayıf hissedeler.
Diyelim ki ailenin ana ve kızlardan ibaret 7 üyesi olsun son çocuk erkek olunca derhâl her birinin ana görevi bu aslan prensin(!) her istediğini yerine getirmek olarak yeniden tanımlanır. Birkaç yaşına geldiğinde durumunun farkına varan bu prens aile içinde babanın da kayıtsız şartsız onayıyla hepsinin başına bir Caligula kesilir. Ablalarının hepsinden üstündür. Her isteği derhal yerine getirilmeli ve o kızdırılmamalıdır. Küfür, şiddet onun hakkı ve doğal üstünlüğüdür. Kimse prense bir şey dayatamaz, ana bile gerektiğinde şiddete maruz kalabilir. Aile içi cinsel ayrımcılık önlenemez bir şekilde kurulmuştur. Buna ensest ilişkiler de dahildir. Zira prens veya kral bunu böyle bilir. Kadın milleti onların ne anası ne kardeşidir onlar sadece erkelerin malıdır.
Böyle bir ortamdan çıkmış bir koca adayı babasından ve çevresinden gördüğü gibi davranacaktır. Karısı onun malıdır. Nasıl ona karşı gelir, hele hele ayrılmaya kalkar. Beyninin bütün nöronlarıyla buna karşı çıkmalıdır ve sonuç kadın cinayetleri. Bu aile içi ayrımcılığın ana kökleri doğuda olsa da tüm yurdumuza yayılmıştır. Trakya'da yok mudur. Çok şükür oralarda batı kökenlilerde bu, cinayete varmaz ama birine sorun “kaç çocuğun var?” diye alacağınız cevap “3 çocuğum iki de kızım var” gibi bir cevaptır. Yani çocuk sahibi olmak demek erkek evlat sahibi olmaktır, diğerleri "kız" dır. İşte bu da batılı zihniyeti.
Günümüzde durum biraz daha farklılık gösteriyor sanki. Aileler tüm çocuklarına aşırı korumacılar. Erkekler muhtemelen daha fazla olsa da kız çocukları da aşırı özgüvenli ve korunmalı büyütülüyor. Aşırı rekabet hayatın her cephesinde kendisini gösteriyor. Çocukların her istediği derhal harç borç yerine getiriliyor. Büyükler kendileri için fazla gördükleri marka ürünleri çocuklarından esirgemiyorlar. Bir çocuk sadece istemeyi biliyor. Parasal değer, ürünün değeri, koleksiyon değeri, nadirlik, hiç ama hiç önemli değildir günümüz çocuğu için. Çocuğun, gencin, ve öyle yetişmiş bir orta yaşlının bir bütçesinin olmadığına şahit oluruz. Önemli olan sahip olmaktır gerisi boştur. Böyle olunca evlilikler sağlam temellere oturtulamadığı için ya kısa sürüyor ya da felaketle sonuçlanabiliyor. İki taraf ta durumlarını bildiği halde çocukluktan gelen alışkanlıkları sürdürmeye çalışıyorlar. Erkekler tek başına kazanıyorsa kendi ihtiyaçları ön planda olacak şekilde davranıyor, ikisi de çalışıyorsa daha da beter, babasının yaptığı gibi tüm gelirde tek söz sahibi.
Günümüzde dengeler yavaş yavaş kuruluyor. Evde artık kadın da gelirden pay istiyor. Bu uğurda kavgadan da çekinmiyor ama erkek kadar cüretkâr olması için süreç henüz tamamlanmış değil. Kadın cinayetleri artarak devam edecek; ancak iddia ediyorum ki geçtiğimiz yıl iki kadın kocasını öldürdü ama bu da artarak devam edecektir. Sürecin bir noktasında cinayetler eşitlenirken kurulacak olan güç dengesi bu cinayetlerin karşılıklı azalmasına neden olabilir. Savunma dersleri alan kadınların varlığı biliniyor, poligonlarda silah kullanan var, ruhsatlı silaha sahip kadınların da sayısının artacağından eminim. Erkek caniler bir süre sonra kadını öldürmeye giderken kendisinin de öldürülebileceğini düşünerek durumunu bir daha gözden geçirecektir.
Eğitim sisteminin çöküşü ortada olduğu için bu ayırımcılığın okullardan başlayarak çözüleceğinin çok ama çok uzak bir gelecekte olabileceğini düşünüyorum. Bence kadınlar güçleniyor, güçlenmeye de devam ediyor. Onların bu gücü ancak eşitliği sağlayabilir.
13 Mayıs 2020 Çarşamba
CORONANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
CORONANIN YAŞAM İÇİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ:
Düşünüyorum, hayat nedir, neden var ve bunun anlamı ne. Eğer düşünmeyecek olsam bunların hiç birinin önemi kalmaz ve hayatın ne varlığı, ne nasıl ortaya çıktığı ve ne de ne zaman ortadan kalkacağı gibi soruların hiç ama hiçbir anlamı kalmaz.




